Benimle İletişime Geçin

İnsan Klonlamanın Ahlâkîliği Sorunu

omer ileomer

İnsan Klonlamanın Ahlâkîliği Sorunu

1953’te DNA’nın keşfi ve bunu takip eden gelişmeler birçok ahlâkî tartışmanın başlamasına neden olmuştur. Teknolojideki ilerlemeler artık canlı bedeni ve yaşamıyla ilgili pek çok müdahaleye imkân vermektedir. Bilhassa genetik ve teknolojik alandaki gelişmelerin ortaya çıkardığı ahlâkî tartışmalar, genel olarak ‘canlı etiği’ anlamına gelen biyoetiğin konularıdır. Geniş bir konu yelpazesi olan bu alan yeni gelişmelerle beraber yeni tartışmalara da gebedir.

Biz bu çalışmada öncelikle insan klonlamanın ahlâkî yönü üzerinde duracağız. Daha sonra dinin, bilimdeki hiçbir ilerlemenin önünde bir engel olarak yorumlanamayacağını/yorumlanmaması gerektiğini açıklamaya çalışacağız.

Biz bilgiden yoksun yaşayamayız. En temel ahlâkî seviyede, gündelik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik maddi olup bitenleri bildirenlerden, en yüce, batınî olduğu düşünülenlere dek bilgilerin bizleri taşıdığı nihai hedef ahlâktır. Ahlâk olmasa insanlar mutlu bir şekilde bir arada yaşayamazlardı. Zira neyin iyi, neyin kötü olduğu hakkında ortak bir anlayış bulunmasaydı insanlar arasında düzen ve huzur olmazdı.

Evrenin düzeni ahlâkın esası olan iyilik üstüne kuruludur. Nesnelerin doğası iyilerin iyilere zarar vermesine asla izin vermez. İyiliği faydaya indirgeyerek insan klonlama konusuna, ahlâkî olarak fayda ve zarar açısından yaklaşabiliriz. Bir hususun ahlâkî olup olmadığını, onun iyi ya da kötü olduğu yargısıyla değerlendiriyorsak bu konunun da öncelikle iyi ve kötü tarafları ortaya konmalıdır. İyideki fayda iki şekilde olur: Birincisi, bir zararın giderilmesi, diğeri de bir yararın temin edilmesidir.

İnsan klonlamak teknik olarak ne kadar mümkündür? Klonlama fiziki özelliklerin yeni bir canlıya aktarılması anlamına geliyor. Burada öncelikle insan nedir sorusuna cevap aramamız ve bunu yaparken de insanın sadece fiziki bedenden ibaret olmadığını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Klonlanan insan ayrı bir ruha/hisse/akla sahip olması itibariyle asla %100 klonlanmış olmayacaktır. Başka bir ifadeyle esasında o sadece fiziki özelliklerine başka bir insan tarafından karar verilmiş ayrı bir insan olacaktır. İnsanın karakteri üzerinde genlerden ayrı olarak onu karnında taşıyan annenin psikolojisinden, yediği yiyeceklere kadar birçok durumun etkisi vardır. Sadece genlerin nakli bire bir aynı insanı asla vermeyecektir.

Klonlanmış insanda doğal yolla döllenmeden dolayı yeni canlıya geçen, ‘fiziki olmayan’ özellikler olmayacaktır. Şöyle ki çiftleşmede oluşan yeni canlıya her iki taraf da kendi bedenlerinden ayrılan parçayla sadece bir madde vermiş olmuyorlar. Onunla beraber o maddede, çiftleşme anındaki duygularının da etkili olduğu bir enerji de veriyorlar. Klonlanan insan için bu durumun bir olumsuzluğa yol açıp açmayacağını (en azından şimdilik) bilmiyoruz. Zira klonlamada doğal olana insan eliyle yapılan bir müdahale var.

Durum bu şekilde olsa bile asıl ahlâkî problemimiz hala geçerliğini korumaktadır. Başka birinin fiziki özelliklerinin nasıl olacağına bir başkasının karar vermesi ne kadar ahlâkîdir?

Öncelikle başka canlıya aktarılan genler hayatta olan canlı bir bireyden alındığı için yaşlanmış olacağından dolayı (eğer ifademiz doğru ise ikinci el olacağından dolayı) bu durum yeni canlıda erken yaşlanma başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Buna hakkımızın olmadığı açıktır. Nitekim klonlanan canlılarda anormal fiziki büyüme ve karaciğer yetmezliği gözlemlenen durumlardan biridir.

Bu durum bile ahlâken sorunu çözmüş görünmüyor. Zira eğer tıp ve teknoloji bütün bunlara da çare bulursa ne olacak? Başka birinin fiziken daha yakışıklı ya da daha güzel olmasına başkasının karar vermesi niye kötü olsun?

Basit yarar mantığı ile öncelikle şu sorulara cevap bulmamız lazım. İnsan klonlamamızdaki amacımız nedir? Bu bizim hayatımızda hangi olumsuzluğu giderecek ya da bize ne katkı sağlayacak?

Bunlara bazı cevaplar üretebiliriz: Klonlama ya bir sağlık sorununun önüne geçmek için yapılır, ya klonlayan insana ihtiyaç halinde uyumlu organ temin etmek gibi bir kaygıdan dolayı yapılır, ya da bilimin nereye kadar gidebildiğini görmek için yapılır.

Konuyu ahlâken değerlendirirken klonlanan insanın artık bağımsız bir birey olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmak zorundayız. Dolayısıyla klonlanan insanın zararına olacak hiçbir keyfi duruma ahlâkî açıdan izin verilemez. Ondan menfaat temin etme anlamında bir amaç için bunun yapılmasını da ahlâken iyi olarak niteleyemeyiz. İnsanların bilimsel ilerlemeler için kobay olarak kullanılması da insanlık onuruyla bağdaşan bir durum değildir. İnsan asla duygu ve düşünceleri olmayan bir makine gibi görülemez. Geriye kalan seçenek ise onun sadece klonlanan kişinin yararına olduğu düşünülen bir durumda yapılmasıdır.

Bütün olumsuzluklar ortadan kaldırılırsa neden böyle bir şey yapılmasın?

Yukarda bahsedilen insanlık onuru bizi işin dinî boyutuna götürmektedir. İnsana bir onur atfeden öncelikle dinî inançlardır. Dolayısıyla insan üzerindeki her türlü faaliyette ona saygı, dinlerin ahlâkî öncülü olmuştur.

Biyoetiğin alanına giren bazı konular bazı dinî gruplar tarafından (Roma Katolik kilisesi gibi) kesin bir şekilde reddedilmiş ve yasaklanmıştır. Dinî bir hassasiyetle konulan bu yasağın/yasakların bu tür çalışmaları durdurmayacağı gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor. Zira bunlar bütün bilim çalışanlarına hitap eden yasaklar değildir. Bu, sadece bir grubun hakikate ve ilerlemeye gözlerini kapatmasıdır. Modern çağda din asla orta çağdaki gibi bilimin ilerlemesinin önünde bir engel olarak yorumlanmamalıdır.

 

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir