Benimle İletişime Geçin

Hz. Muhammed’in yakalandığı hastalıklar ve geçirdiği sakatlıklar

omer ileomer

Hz. Muhammed’in yakalandığı hastalıklar ve geçirdiği sakatlıklar

 

 

Bu başlığı açmamızın en önemli sebebi Hz. Peygambere vahyin geldiği bazı durumlarda ashabının Peygamberimizde gördüğü sıkıntılı haller üzerine özellikle bazı müsteşriklerin yaptığı yorumlardır. Ashabından ona bazen vahyin geldiği esnada onun üzerine bir örtü örtmek zorunda kaldıkları yönünde rivayetler vardır. Buradan hareketle Cenab-ı Nebi’de sara ya da benzeri bir hastalık olabileceği şeklinde yorumlar yapılmıştır. Bunlar Hz. Peygamberdeki vahiy halini bir sara nöbeti gibi düşünmek istemişlerdir. Durum şudur ki: Sara nöbeti bilincin tamamen kaybolduğu ve hastanın o esnada ne kendinde, ne etrafında olup biten hiçbir şeyi anımsamadığı bir durumdur. Bu bir bilinç yitimidir. Oysa vahyin nazil olduğu durumda Hz. Nebi’nin bilinci açıktır. Zira o, melek yanından gittikten sonra ezberlediği ayetleri yanında bulunan ashabına okuyor ve yazdırıyordu.

 

Gerek hadis kitaplarının gerekse siyer kaynaklarının nakillerine bakılırsa Hz. Peygamber son hastalığına kadar hayati tehlikede denebilecek bir hastalık atlatmamakla beraber zaman zaman ateşli hastalıklar geçirmiştir. Bu durumlarda kendisi, ev halkına da uyguladığı şekilde üzerine imkan buldukça döktüğü suyla ateşi önlemeye çalışmış ve hacamat[1] yatırmıştır. Medine döneminde zaman zaman muzdarip olduğu baş ağrıları kanaatimizce Medine’ye has bir sıtma hastalığından kaynaklanmaktaydı. Zira ilk muhacirlerden içlerinde Ebu Bekir, Amir b. Füheyre ve Bilal’in de bulunduğu bazıları bu hastalığa yakalanmışlardı. Öyle ki Bilal bir aralık öleceğini zannetmiş ve Mekke’deki işkence günlerine dayanmanın daha kolay olduğunu söyleyen bir şiir söylemişti. Bunları birleştiren belirtilerin başında ise şiddetli baş ağrısı ve ateş gelmektedir. Yine hastalığın ilerleyen evrelerinde unutkanlık ve baygınlık halleri görülüyordu ki Hz. Nebi’de de son hastalığında böyle durumların olduğu rivayet edilmiştir.

 

Hz. Peygambere Medine döneminde büyü yapılmış ve bunun etkisiyle Peygamberimiz bir hafta hasta olarak yatmıştı. Hz. Ali’nin bir kuyuda bulunan ve büyü için kullanılan ipi bulup düğümlerini çözmesiyle Peygamberimiz sağlığına kavuşmuştu.

 

Peygamberimiz hayatı boyunca ciddi ve kalıcı bir sakatlık geçirmemiştir. Uhud savaşı onun hayatının en çetin günleri olmuştur. O bu savaşta ciddi bir şekilde yaralanmıştı. Yüzündeki yaraya, ashabı savaş meydanında bir hasır parçasını yakarak külünü basmışlardı. Başka bir olayda ise atından inerken bir hurma dalı üzerine düşmüş ve ayağı çıkmıştı. Ashabından nakledilen rivayetlere göre o, bu durum için de ayağından hacamat yaptırmıştır. Bir başka olay ise Taif’te yaşadıklarıdır. Her şeye rağmen onun beddua etmediği Taifliler –ki o, daha sonraki Taif kuşatmasında da ashabının ısrarına rağmen Taiflilere beddua etmeyi reddetmişti- onu ayakları kanlar içinde kalacak duruma gelene kadar taşlamışlardı. O, burada da izi uzun süre kalan bir yara almamıştır.

 

Birkaç defa zehirlenmeye çalışılan Peygamberimiz bu teşebbüslerden kurtulmuştur. Mamafih vefat ettiği hastalığında Hz. Aişe’ye bunun Hayber’de yediği zehirli bir etten kaynaklandığını söylediği bir rivayet bulunsa da aradan geçen zamanda zehrin etkisinin devam ediyor olmasına şüpheyle bakmak gerekir. Bazıları bundan dolayı Peygamberimizin şehit sayılacağını ileri sürerler.

[1] Hacamat kan aldırmak demektir. Hz. Nebi genelde bunu boynundan kan aldırarak ve düzenli olarak yapardı. Ashabından da baş ağrısı çekenlere de hacamatı tavsiye etmiştir.

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir