Benimle İletişime Geçin



Hz. Muhammet’in Gündelik Yaşamı

omer ileomer

Hz. Muhammet’in Gündelik Yaşamı

Hz. Peygamber sabah namazı vakti ashabına mescitte namazı kıldırdıktan sonra bir süre ashabıyla otururdu. Genelde güneşin yükselmeye başladığı vakte kadar devam eden bu sürede ashabının soruları ve sorunları ele alınır, bazen rüya tabiri yapılır, bazen de toplumsal konulara değinilirdi. Sonra bir şeyler yemek  için evine gelir, yiyecek varsa ailesiyle beraber yer yoksa oruca niyet ederdi.

 

Öğle vakti namazdan önce bir süre uyumak adetiydi. Buna kaylule denilir. Namazdan sonra toplumsal işlerle ilgilenirdi. İkindi ile akşam arasını önemli bir olay  olmadığı  taktirde ailesiyle geçirir ve yemeğini yerdi. Akşam namazı sonrasını da ashabıyla sohbetle geçirirdi. Yatsıdan sonra da gecenin bir kısmında ibadetle meşgul olurdu.

 

Gece ya da gündüz vahiy gelse hemen ashabından okuma yazma bilenleri çağırır ve ayetleri yazdırırdı. Hz. Peygamberin yanında sürekli okuma yazma bilen ashabı vardı. Gece de mescidin yanındaki odalarda kalan Ashab-ı Suffa vardı. Gece gelen ayetleri onlardan birini çağırarak yazdırırdı.

 

Hz. Peygamberim sağ eline taktığı gümüş bir yüzüğü vardı. (Bu mühür olarak kullandığı yüzüktür.) Kılıcının kabzası da gümüştü. Sığır derisinden, tüysüz ve iki tasmalı bir çift ayakkabı kullandığı rivayet edilmiştir. Ayak parmaklarını iki kat olan bu tasmalardan geçirirdi. Hz. Peygamberin hizmetçilerinden Enes b. Malik’e dayandırılan bir rivayette onun orta boyda bir bardağı vardı. Çatlamış olduğundan bu bardağı gümüş bir telle sarmıştı. Sarığı genelde beyaz olup Mekke’nin fethi günü başında siyah bir sarık vardı. Hırkalarından bazılarını ise hediye etmişti. Bunlardan, bir emanname ile Eyle halkına hediye ettiği hırkayı Abbasilerin ilk halifesi Seffah 300 dinarı satın almış ve Hz. Peygamberin asasıyla beraber bayram günlerinde onları kullanmıştır. Onun asalarından birinin adı Memşuk idi. Sedad adlı bir yayı ile onun Cem adında bir okluğu vardı. Zatü-l Füdul denilen zırhı da tunç işlemeli idi. Sağa adlı bir mızrağı ve Zakn denilen bir de kalkanı vardı.[1]

 

Hz. Nebi içinde doğup büyüdüğü toplumun kültürüyle yaşamıştır ve hakkında vahiy olmayan hususlarda ona göre hareket etmiştir. Ona yapılan çok eleştirilerden biri yapmış olduğu evliliklerdir. Arap toplumu ataerkil ve çok eşliliği yadırgamayan bir toplumdu. Tarihte olaylar meydana geldikleri çağdan başka bir çağın gözüyle değerlendirilince anlaşılmakta güçlük çekilebilir. O zamanın toplumuna göre gayet normal olan husus başka bir topluma ve çağa garip gelebilir. Bu şimdiki zaman için de geçerlidir. Hz. Nebi’nin Aişe ile yaptığı evliliğe de bu gözle bakılmalıdır. O dönemde hiçbir müşrik ya da ehl-i kitaptan bir Yahudi veya bir başkası bunu kınamamış veya yadırgamamıştır. Diğer yandan o dönemde benzer birçok evliliklerin olduğu da kaynaklarda mevcuttur.

 

Hz. Peygamber kendisinden bir şey istendiği zaman hayır demezdi. Ashabı onun çok sevinçli anlarına da, çok üzgün anlarına da şahitlik etti. Keza çok sinirlendiği hatta bundan dolayı yüzündeki damarlarının belirgin bir şekilde ortaya çıktığı anları da gördüler. O her zaman ashabının içinde, onların acılarını da mutluluklarını da paylaşmıştır. Onlarla şakalaşmış, küçük çocuklarını omzunda gezdirmiştir. Yine ashabının ifadesiyle top yekun bir tehlike anında onu önlemek için hep en önde olmuş, yeri gelmiş ashabı onun arkasına sığınmak zorunda kalmıştı ki bu Hz. Ali’nin Uhud’u anlatırken kullandığı bir ifadedir. Huneyn’de ashabı sağa sola kaçışırken atıyla ileri atılarak onları cesaretlendirmiş ve savaşın gidişatını tersine çevirmiştir.

[1] İbn Kesir, a.g.e. s.: 582-592.

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir