Benimle İletişime Geçin

Taif Kuşatması (630)

omer ileomer

Taif Kuşatması (630)

  • Huneyn Gazvesi akabinde Taif Hz. Peygamber ve ashabı tarafından kuşatma altına alındı. Taif Mekke’nin 150 km güneydoğusundadır. Burası Sekif kabilesinin yurduydu ve sağlam bir kaleleri vardı. Taif üzüm bağları ve bahçeleriyle meşhurdur. Taifliler savaşmak için dışarı çıkmadılar. Hz. Nebi kaleyi düşürmek için o zamana kadar Araplar arasında görülmemiş savaş teknikleri kullanmıştır. Bunlardan biri mancınık idi. Bunu Peygamberimize Selman-ı Farisi’nin önerdiği rivayet edilmiştir. Diğeri Debbabe denilen, sığır derisinden yapılmış bir tür araba idi ki içine 7-8 kişi sığar ve korunarak ilerlerdi. Bunlarla kaleye yaklaştıklarında kaleden bunların üzerine kızgın demir atılıyor, demir deriyi delince içindekiler kaçmaya mecbur oluyordu. Kaçanlarda okların hedefi oluyordu. Bu şekilde birçok mücahit şehit olmuştu.

 

Bir aralık Peygamberimiz Taif’in bahçelerinin yakılmasını emretti. 10 yıl önce Zeyd ile taş yağmurundan bu bahçelerden birine sığınarak kurtulmuşlardı. Taifliler haber göndererek “Eğer bizi yenersen onlar zaten senin; yenemezsen onları bize Allah ve akrabalık hakkı için bırak” dediler. Peygamberimiz de bahçelere dokunulmasını yasakladı.

 

Muhasara bir ay sürmüş fakat netice alınamamıştı. Hz. Nebi kuşatmanın kaldırılmasını emredince bazı sahabelerin gönlü buna razı olmadı. Durumu gören Peygamberimiz “O zaman hazırlanın yarın kuvvetli bir saldırı yapalım.” dedi. Diğer sabah yapılan saldırı da Müslümanlar açısından olumsuz sonuçlandı. Verilen zayiatın çokluğu sebebiyle geri dönüş fikri bu sefer onları sevindirmişti. Onların geri dönüş için gayretlerine de Peygamberimiz gülmüştür.

 

Taifliler Tebük seferi dönüşü Medine’ye bir heyet gönderip İslam’ı kabul hususunda Peygamberimizle bir anlaşma yaptılar. Buna göre önceki istekleri reddedildikten sonra onlar kendilerinin cihat ve zekattan muaf tutulmaları şartıyla İslam’a girdiler. Peygamberimiz bunu kabul etmiş ve ashabına daha sonra bunların bu ikisini de kendi istekleriyle yapacağını umduğunu söylemiştir.

 

Kuşatmadan sonra Peygamberimiz Huneyn ganimetlerinin toplandığı Cirane denilen yere geldi. Peygamberimiz Havazin kabilesinin Müslüman olup gelmesini umduğundan ganimetin ve esirlerin dağıtılma işini geciktirmişti. Bu gecikme de 10 günü bulmuştu. Bir aralık mücahitlerden ganimet taksimini yapması için Hz. Peygamberin başına toplananlar oldu. Öyle ki bu esnada Cenab-ı Nebi bir ağaca sığınmak zorunda kaldı da ağaca takılan elbisesi yırtıldı.

 

Ganimetin beşte birini kendisi için alan Hz. Peygamber diğer malları taksim etti. Bu taksim muhacirler ve müellefe-i kulüb arasında yapılmış, ensara bir şey verilmemişti. Ensardan bazıları bu durum karşısında söylenmeye başladılar. Öyle ki “Peygamber kavmini buldu da bizi unuttu” diyenler oldu. Yine bazıları da “Peygamber savaşmak için bizi çağırıyor. Savaşan biziz; ganimeti alan onlar” demişlerdi. Bu sözler karşısında Peygamberimiz sinirlenmişti. Öfkesi yüz ifadesinden anlaşılıyordu.

Ensarı bir yerde toplayan Hz. Peygamber onlara bir konuşma yaptı:

 

Diğer bütün insanlar bir yöne ensar bir yöne gitse ben ensarı takip ederim. Eğer hicret olmasaydı ben de ensardan biri olurdum. Şimdi siz benim bazı kimselerin kalbini İslam’a ısındırmak için verdiğim ehemmiyetsiz bir dünyalık için mi böyle konuşuyorsunuz? İstemez misiniz dünyalık mallar onların olsun da Allah’ın Rasulü size kalsın

 

Ganimet taksiminden sonra Havazin Müslüman oldular ve Peygamberimize gelerek ganimetin kendilerine iadesini istediler. Peygamberimiz de artık ganimetin geri toplanmasının zor olduğunu söyleyerek ya esirleri ya da malları seçmelerini söylediler. Onları içlerinde kadınları ve çocukları olan esirleri seçince Peygamberimiz öğle namazında bu taleplerini kendisine cemaatin önünde iletmelerini söyledi. Namazdan sonra da kendisi kendi hissesini onlara iade ettiğini söyleyince diğer Müslümanlar da kendilerinde bulunan esirleri onlara geri verdiler.

 

Peygamberimiz burada bulunduğu bir sırada yanına yaşlı bir kadın getirildi. Bu kadın kendisinin Peygamberin sütkardeşi Şeyma olduğunu söylüyordu. Peygamberimiz ona bu iddiasını nasıl ispatlayacağını sordu. O da evlerini tarif ederek bahçesinde oyun oynadıklarını hatta bir keresinde Peygamberin kendisini boynundan ısırdığını söyledi.[1] Onun sütkardeşi olduğuna ikna olan Hz. Peygamber onu serbest bırakmış ve iki köle, iki deve, bir miktar da koyun vermişti. O da ailesinin yanına dönmüştü.

 

Peygamberimiz Cirane’de iken umre yapmış ve Zilhicce ayının başında Medine’ye dönmek için yola çıkmıştı. Mekke’den ayrılacağı sıra Attab b. Esîd’i Mekke’ye vali tayin etti. Attab bu sırada 20 yaşı civarındaydı. Hz. Peygamber Attab’a şöyle demişti:

 

Yâ Attâb! Seni kimlerin üzerine vali yaptığımı biliyor mu­sun? Seni Allah’ın halkına vali yaptım. Eğer onlara vali olarak senden daha hayırlı birisinin olduğunu bilseydim, o kimseyi onlara vali yapardım.”

 

Peygamberimiz Attab’a her gün için iki dirhem maaş vermişti. Attab’ın “Her gün iki dirhemle doymayan karnı Allah doyurmasın” dediği rivayet edilmiştir. Attab bu görevi ölene kadar sürdürmüştür. Yine Muaz b. Cebel de Mekke’de Kur’an öğretmesi için görevlendirildi.

[1] Şeyma’nın burada Hz. Nebi’ye çocukluk günlerini hatırlatırken kalbinin melekler tarafından yarıldığı iddia edilen olaydan bahsetmemmiş olmasını bu olayın sıhhati üzerindeki şüphelerden biri olarak değerlendirmek mümkündür. Zira bu onun boynunu ısırmasından çok daha önemli bir olay olması icap eder.

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir