Benimle İletişime Geçin

Adalet

omer ileomer

Adalet

 

Arapça عدل kökünden hak, dürüstlük, doğruluk insaf gibi anlamlara gelir. Çoğulu uduldür. Gerek toplumsal anlamda hukuku ve devleti yücelten bir ilke olarak gerekse ahlak felsefesinde en önemli erdem olarak değerlendirilmiştir.

Adaletin anlamlarından biri de denk ve dengedir. Bu anlamda olan muadil kelimesi de aynı kökten gelir. Tanrı mutlak adilse bu adalet onun yaratmasına yansımış olmalı. Bu kavramın zıddı zulümdür. Tanrı defalarca vurguladığı gibi zalim değildir. Zira zulüm bir noksanlık sıfatıdır, adaletin yokluğudur. Tanrının adaletini onun “Onda asla değişme bulamazsınız.” dediği sünnetinde aramak lazım. Adalet tabiat ve toplum için önce kanunların olması sonra da bunların herkes ve herşey için eşit olması demek. Descartes tabiat kanunlarının sabitliğinin Allah’ın iradesinin değişmezliğinden geldiğini söylemektedir. Dolayısıyla adalet bir vechesiyle sünnetullahta gizlidir. Meseleye yine bu vecheden bakılırsa denilebilir ki yaratanın evrene müdahelesi de onun mutlak adilliğiyle çelişecektir. Tanrı yarattığı evrene müdahele etme ihtiyacı hissediyorsa yaratmada aksayan bir taraf var demektir. O halde Tanrı evrene ya her an müdahale edecek veya bizim bir çok sebepten dolayı hiç de inanmayı arzu etmediğimiz şekliyle ilk yaratmadan sonra artık hiç müdahele etmeyecektir.

İslam’ın öngördüğü ileri sürülebilecek kozmoloji düşüncelerinden hiçbirinde birçok din ve mitolojide olduğu gibi yaratmanın temelinde bir iyi-kötü mücadelesi olduğu söylenemez. İslam’da mutlak iyi olan Tanrıyla kötülüğün kendisiyle sembolize edildiği şeytan arasında bir mücadele yoktur. Öyle olsaydı kötünün iyinin belirlediği kurallarla mücadele etmek zorunda olduğu durumun adalet cihetinden izahı bir takım sorunlar ortaya çıkaracaktı.

Kuran’ın bütün mücadelesi adalet kavramına indirgenebilir. Bu imanda ve amelde adalettir. Amele ahlak ve hukuku da dahil edeceğiz. Önce insanın kendinde, bedeninde ve ruhunda sonra toplumda adalet. Bedene zulmetmek yasaklanmıştır. Uykusuzluğa direnmek göze zulümdür. Mutlak adil olan yaratana, günahını (ya da zulmünü) itirafla “Ben kendime zulmettim. Onun için beni bağışla.” dedi Adem.

Ruha da zulmetmek yasaklanmıştır. Yani bilgiye ve imana. “Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor.” demesi emredilen Peygamber imanda tevhidi göstermişti. İbn Miskeveyh’in tespitiyle imanda adaleti. Bilginin adaleti ise ilahi vahyin ısrarla üzerinde durduğu hikmette gizli. Mutlak adil olan aynı zamanda mutlak hakîm olmalı.

Ötekine zulmetmek de yasaklanmıştır. Yani hakedene hakkını vermemek. Hz. Peygamber: “Mazlum’un duasından sakının.” dedi. Demek ki onun duası mutlak adil olanın nezdinde daha makbul. Ömer devleti ayakta tutan yegane ilke olarak mülkün temeline adaleti koydu.

İsa Roma valisi Pilatos’un huzuruna getirildiğinde ona sadece adalete şahitlik etmek için dünyaya geldiğini söylemişti. Platon sadece adil insanın mutlu olacağını söylerken erdemin hakikatine herkesten daha fazla yaklaşmış görünüyor. Muhtemelen Sokrates de baldıran zehirini yasalara uymalıyız diye tereddüt etmeden içerken de en yüksek erdem olan adaleti düşünmüştü.

Şu ayetler bize Kur’an’ın da en çok önemsediği erdemin adalet olduğunu gösteriyor: “…içinizde adalet sahibi olan hükmetsin…” , “Bir kavme karşı kininiz sizi onlara karşı adaletsiz davranmaya itmesin.” , “Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve akrabayı gözetmeyi emreder…”

 

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir