Benimle İletişime Geçin

Aklın Adaleti: Hikmet

omer ileomer

Aklın Adaleti: Hikmet

 

Arapça حكم kökünden (hükmetmek/yargılamak ) gelen hikmet kelimesi bilgi/bilgelik anlamına gelmektedir. Aynı kökten gelen ihkam kelimesi de engelleme, alıkoyma, gemleme ve sağlam olma anlamlarına gelmektedir. Köken olarak, anlamını korumakla beraber Arapçaya da Aramice/İbranice’den (Kuzey Sami dillerinden) geçtiği iddia edilmiştir. Kelimenin diğer dillere çevirisinde özellikle iki anlam üzerinde yoğunlaşıldığı görülüyor. Bunlardan biri akıl, diğeri bilgidir. Örneğin hikmet Farsçaya hıred kelimesiyle çevrilir. Hıred (خرد) akıl demektir. (İbn Miskeveyh’in kitabının adı Cavidan-ı Hired’dir/Sonsuz Akıl’dır) Farsçeda harrad bilge kişi hıredmend de akıllı anlamında kullanılır. İngilizcesi wisdom kelimesidir. Wise kökünden bilge/bilgi demektir. Bu kelime bünyesinde bir olgunluk anlamı barındırır. Nitekim İngilizler yirmilik dişler için “wisdom teeth” ifadesini kullanırlar. Hikmetin latincesi sapientiaedir. Sapient düşünmek/düşünen kökünden gelen bir kelimedir. Nitekim homo sapiens düşünen/bilge adamdır. Yunancası sofia ise bilgi/bilgeliktir. (esasında Arapçadaki hikmet Yunancaya sofia şeklinde çevrilmiş değil bilakis Yunancadaki sofia Arapçaya hikmet şeklinde çevrilmiştir. İspanyolcası sabiduría (saber kökünden bilmek anlamında) bilgeliktir.

Kur’an’da bu kelime şu anlamlarda kullanılmıştır: 1 Allah’ın emir ve yasakları. 2 Anlayış ve ilim. 3 Nübüvvet 4 Yorum 5 Kuran-I Kerim.[1] Hadislerde ise bilgi, bilgelik, yorumda isabet ve akli olgunluk gibi anlamlarda pek çok defa geçmektedir.[2]

Bizim burada asıl üzerinde duracağımız husus hikmet’e zaman içerisinde yüklenen felsefi/ahlaki anlamdır. Hikmet zamanla akli bilgiler ve özellikle felsefe için kullanılan özel bir ad olmuştur. Nitekim filozofa hakîm, felsefeye de ilm-i hikmet denmiştir.

Mamafih hikmet felsefede temel erdemlerden biri ve ilki olarak zikredilmiştir.[3] Her erdem için zikredilen ifrat ve tefrit dereceleri hikmet için de söylenmiştir. Buna göre büleh (ahmaklık) hikmetin tefriti, cerbeze (hilekarlık) ise ifrat halidir. Itidalin adalet olması cihetiyle ifrat ve tefrit durumları zulüm olarak değerlendirilebilir.

İslam düşünce tarihinde hikmet kelimesine yüklenen anlamlara ilişkin bir kaç örneği şu şekilde sıralayabiliriz:

Mutezile mezhebi: Allah’ın hakim olması her işte bir (hikmetinin) gayesinin olması demektir. Dolayısıyla hikmet varlık için amaç, fayda olmaktadır.

Maturidi mezhebi: Allah’ın fiilleri hikmete uygun ama buna mecbur değildir. Çünkü onda hikmetten sapmanın sebepleri olan bilgisizlik ve muhtaç olma durumu yoktur.

Kindi hikmetten bilgiyi ve bilgeliği anlamaktadır. Nitekim o hikmeti şöyle tanımlar: insan nefsinde bilgi güzel huyla bezenmiş olarak itidal üzere işler oluşturursa hikmeti oluşturur.

Ibn Sina bilgi anlamında kullandığı hikmeti nazari ve ameli olarak ikiye ayırır. Ameli hikmete dahil ettiği ahlakı da hikmet-I hulkiyye diye isimlendirir. Başka bir yerde hikmetin tanımı şu şekilde verir: hikmet nazari ve ameli hakikatlerin tasavvur ve tasdik edilmesi suretiyle nefsin kemale ermesidir. Ibn Sine nefsin kemalini de ancak bilgiyle mümkün görmektedir.

Kınalızade Ali Çelebi: Hikmet eşyayı layıkı ne ise o şekilde bilmektir. Efali layıkı ne ise öyle eylemektir. Hikmet insan nefsinde ilim ve amelin meydana gelmesi insan nefsinin iki cihetten kemale ermesidir.

İbn Miskeveyh: Hikmet düşünen ve temyiz eden nefsin bir erdemidir.

Tusi: Hikmet ahlaki ve manevi gelişmenin temel şartı olarak nazari ve ameli bir bilgi türüdür.

 

 

[1] Hikmet kelimesinin geçtiği bazı ayetlerin meali şunlardır:

Kasas 14: Mûsa, yiğitlik çağına ulaşıp olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. Biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

Lokman 2: İşte sana, o hikmetlere dolu Kitap`ın ayetleri.

Yasin 2: Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur`an`a ki

Aliimran 58: İşte bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir’den okuduğumuzdur.

Nahl 125: Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.

Zühruf 63: İsa, açık-seçik kanıtlarla geldiğinde şöyle demişti: “Ben size hikmet getirdim ve tartışıp durduğunuz şeylerin bir kısmını size açıklayayım diye geldim. O halde, Allah`tan korkun ve bana itaat edin.

Şuara 83: “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.

Bakara 269: O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.

Bakara 151: Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap`ı ve hikmeti öğretiyor, size daha önce bilmediklerinizi belletiyor.

[2] “Hikmet, mü’minin yitik malıdır; nerede bulursa onu alır.” (İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

“Hikmetin başı Allah korkusudur.” (Tirmizî; Feyzu’l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421;  İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)

“Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki Allah kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki Allah kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur.” (Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-;  Buhârî,  İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ’tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)

“Şüphesiz bazı şiirler vardır ki hikmettir.” (Buhârî, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 69; İbn Mâce, Edeb 41)

“Kardeşini kendisiyle hidâyete/doğru yola ilettiğin hikmet kelimesinden daha güzel hediye yoktur.” (Dârimî, Mukaddime 32)

İbn Abbâs (r. anhümâ) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.) beni göğsüne bastırdı ve: “Allah’ım, (bunu dinde fakîh kıl,) buna hikmeti ve Kitabın te’vilini öğret!” dedi.” (Buhârî, Fezâilu’l-Ashâb 24, İlim 17, Vudû 10, İ’tisâm 1; Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe 138, hadis no: 2477; İbn Mâce, Mukaddime 11; Ahmed bin Hanbel, 1/269)

İbn Abbâs (r. anhümâ) anlatıyor: “Rasûlullah bana hikmet verilmesi (iki defa hikmet verilmesi) hususunda duâda bulundu.” (Tirmizî, Menâkıb 42, hadis no: 3823, 3824)

İbn Abbâs: “Hikmet, nübüvvet dışındaki isâbettir.” (Buhârî, Fezâilu’s-Sahâbe 24)

“Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısıdır.” (Tirmizî, Menâkıb 20)

“İman Yemen’lidir; hikmet Yemen’lidir.” (Buhârî, Menâkıb 1; Müslim, İman 82, 88, 89, 90; Tirmizî, Menâkıb 71; Dârimî, Mukaddime 14; Ahmed bin Hanbel, 1/252, 258, 270, 277) (Bu hadisin, Lokman (a.s.)’ın Yemen’deki kavmine mensûbiyetine atıfta bulunduğu öne sürülmüştür.)

“Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir.” (Dârimî, Mukaddime 28)

“Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir sürü sahibi çobana gelip: ‘Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!’ deyince, çobandan: ‘Git, en iyisinin kulağından tut al!’ iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.” (İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)

“Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alır” (İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19) (hadisler http://www.ihya.org/kavram/kavramlar-ansiklopedisi/dt-2886.html adresinden alınmıştır.)

[3] Diğerleri iffet, cesaret ve adalettir. Adalete erdemlerin erdemi veya diğer erdemlerin itidali de denmiştir.

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir