Benimle İletişime Geçin

Aylık arşiv Mayıs 2018

omer ileomer

sabır

 

 

Peyami Safa şöyle der: “Suçlamak anlamaktan daha kolaydır. Anlarsan değişmen gerekir.” Biz buna bir de pes etmeyi ve vazgeçmeyi ekleyelim. Onun için, Kur’an’ın diliyle sabırlı 20 kişi 200 kişiye bedeldir. Çünkü diğerleri anlamayan bir kavimdir. Zor olan mücadele ve mücahadedir. İnsanlar sabretmekle sınanacak ve sabredenler müjdelenecek. Mümin, sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyen kişidir. Onun vasfı da, tavsiyesi de sabırdır.

Mümin, Hakkı ve hakikati müdafaada kararlı ve dirençli, sabırda yarışan, sırtını Allah’a yaslamış, zillete boyun eğmemiş insandır. Namaz, gözünün nuru, sadaka burhanı, sabır da aydınlığı olmuştur.

Peygamber karanlıkla mücadele eden insandır. Lut’a, yola gece çıkması emredildi. Kimse arkada kalmamalıydı. Çünkü vaat edilen zaman sabahtı. Sabaha ulaşmak için yolda sebat, zorlukla mücadele ve meşakkate sabır lazımdı. Sabah yakın değil miydi?

Bir gün Habbab Hz. Peygamber’e geldi, kim bilir kaç dağlamadan kalan, sırtındaki yara izlerini gösterdi. “Hala” dedi “dua etmeyecek misin?” Hz. Peygamber sabrı tavsiye etti. Bilal’e, Yasir’e Sümeyye’ye, Ebu Cendel’e ve daha nicesine yaptığı gibi. “Sizden önceki ümmetler içinde öyleleri vardı ki demir taraklarla etleri kemiklerinden ayrılır, yine de dinlerinden dönmezlerdi.”

Açlığı oruç, sevgiyi aşk, dileği dua yapan sabırdır. Acıya sabredilince adına metanet, insana sabredilince adına hoşgörü denilir.

Sabır, kınayanın kınamasından korkmamak, tümseklerden yılmamak, asla umutsuzluğa kapılmamak ve karanlığa boyun eğmemektir. Müminin karakteri, eyleme dönüşen bir iman, yenilgide meydan okuyan bir irade, şaşkınlık ve telaşı yok eden ruhunun bir kuvveti olarak azimdir. Bütün bunlarla sabır da Hak üzere sabitkadem olmaktır.

 

Gazali sabrı, “İnancın bencil istek ve tutkulara karşı koyması” diye tanımlar. Bu anlamda o, sabrın sadece insana mahsus bir erdem olduğunu belirtmiştir.

Ragıp el-İsfahani ise daha geniş bir tanım yapmıştır: “Acıya katlanma, sıkıntıya göğüs germe, Allah’a tevekkül ederek ondan gelen sıkıntılara katlanma, insanın kendisini aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü işleri yapmaya veya yapılmasını yasakladığı davranışlardan uzak durmaya zorlaması, kişinin hayra ulaşma yolunda gösterdiği dirençtir.”

Taberi’ye göre nefsi sevdiği şeylerden alıkoymak, heva ve hevesinden el çektirmektir. Bu manada Ramazan’a da ‘sabır ayı’ denmiştir.

Seyyid Kutup, sabrı, “her türlü sıkıntıya karşı direnebilmek” olarak açıklarken burada kastettiği sıkıntının Hakka gösterilen saygının bir sonucu olarak her türlü makam, mevki, liderlik ve menfaatten vazgeçmek olduğunu belirtir.

Sabır, Hz. Peygamber’in hadisine istinaden Allah’ın kendini tavsif ettiği bir vasıftır. Zira o şöyle buyurmuştur: “İşittiği kötü bir söz karşısında hiç kimse Allah’tan daha sabırlı değildir. Çünkü insanlar ona oğul isnat ederler de o insanlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.”

Ayette, sabredenler hesapsız bir mükâfat vaadiyle taltif edilmiştir. Bu anlamda ona benzer bir erdem de bulunmaz.

Hz. Ali şöyle demiştir: “Şeri emirler gereğince amel etmek üzere sabretmek, insan vücudunda başa benzer ki o olmadan ceset tam olmaz.”