Benimle İletişime Geçin

“Kur’an’a Yabancılaşma Süreci” adlı kitabın 1. bölümüne eleştiri

omer ileomer

“Kur’an’a Yabancılaşma Süreci” adlı kitabın 1. bölümüne eleştiri

 

Yazar bölüme şu cümlelerle başlıyor:

Kader problemi insanın insan olmasından kaynaklanan bir mesele olup insanlığın sorunudur.”

Bu giriş, okuyucuyu hayal kırıklığına uğratma pahasına fazla abartılmış, kendisinde insanlıkla ilgili büyük bir konuyu aydınlattığı duygusu yaratacak bir alt yapı hazırlığı içinde olduğu izlenimi vermektedir. Yazı şöyle devam ediyor:

İnanan inanmayan birçok düşünür bu konuyla ilgilenmiş

İnanandan ve inanmayandan ne kastedildiği açık değil. Eğer kastedilen Tanrı ise hangi inanmayan düşünürün kaderi bir problem olarak incelediğinin örnekleri verilmelidir.

Yazar insanın gayesinin Allah tarafından tespit edildiğini ve bunu gerçekleştirmeyi Allah’ın insana bıraktığını söylüyor. Fakat bu gayenin ne olduğunu söylemiyor. Yazar bize bir din anlayışı dayatıyor gibidir. Şu cümlelerin hemen devamında ise Allah’ın insanı yeryüzünde görevlendirdiği söyleniyor. Gayenin (bu gaye her neyse) gerçekleştirilmesinin insana bırakılmasıyla onun bir görevli olduğunu nasıl bağdaştıracağız. İnsan bu görevi kabul edip etmememde hür müdür?

Yazarın kaderle ilgili hadisleri eleştirisine katıldığımızı belirtmeliyiz. Yazıda konunun tarihi süreçte arka planında Emevilerin yaptığı zulümlere bir savunma olmak üzere kaderciliği ve kadere teslimiyeti bir politikaya dönüştürmüş olmalarından bahsedilmektedir.

  1. nolu nipnotta şöyle deniliyor:

İnsana dünyada verilen belli bir süre vardır. Bu süre dolmadan insan kendi hatası veya başkalarının kusuru sebebiyle ölebilir.”

Bu süre dolmadan insan nasıl ölmektedir? O zaman insana niye belli bir süre veriliyor? Yazar yazıyı aceleye getirmiş görünüyor.

Yazar ilerleyen satırlarda Kur’an’ın yorumlanabilmesi ve anlaşılabilmesi için bize 5 maddelik bir çerçeve çizmektedir. (s.27) Bir önceki sayfada “Kur’an’ı şartsız okumak lazımdır” diyen yazarın bu dayatmacı tavrındaki ısrarını anlamak mümkün değildir. İnsanın düşüncesine çizilen sınırlardan yakınan yazarın kendisinin de böyle bir sınır çizmesi ironiktir.

Yazar kader problemini çözmek için bize bir yol haritası sunmaktadır:

Kader problemine çözüm bulmak için Allah’ın ilminden değil, insan sorumluluğundan ve dolayısıyla insan hürriyetinden hareket etmek gerekmektedir.” (s. 29)

Aynı sayfada kaderin tanımı da şu şeklide veriliyor: “Kader, kâinattaki ilahî kanunlardır.

Kaderin tanımında ilahî olan atıf yapılacak ama çözüm için insandan hareket edilecek. Bu izah çok anlaşılabilir görünmüyor.

Yazar Muhammed İkbal’i referans göstererek ezelde tayin ve tespitin sadece insan hürriyetini değil ilahî faaliyet imkânını da ortadan kaldırdığını söylemektedir ki (s. 35) burada ezeli bilginin mahiyeti ile insan bilgisinin mahiyeti birbirine karıştırılmaktadır.

Yazar 38. sayfada çok ilginç bir yorum yapmaktadır:

Davranışlarında hür bir varlık yaratmak, davranışları da programlı robot bir varlık yaratmaktan daha zor olsa gerektir. Bundan dolayı kendi fiilini yaratacak kulu yaratmak ilahi kudretin şanına daha layıktır.”

Allah’ın yaratması için zor ve kolay gibi acziyet ifade eden değerlendirmeler yapmayı hiç olmazsa mutedil bir Müslümanın doğru bulmayacağını belirtmeliyiz.

Aynı sayfada Allah’ın neden sadece insana hürriyet tanıdığı sorusunu bunun Mutlak Varlığın fiiliyle ilgili olduğu için insanın cevaplandıramayacağı söyleniyor. O zaman burada yazar Allah’ın insanı görevlendirmesinin ya da insana gaye tespit etmesinin de Mutlak Varlığın fiili olduğunu dolayısıyla bunları nasıl izah ettiğini açıklamak zorundadır.

 

 

 

Yazar hakkında

omer

omer administrator

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir